Türkiye
05053210042
info@sevgilipsikologum.com

Psikanaliz S. Freud

Freud’a göre insanın her davranışının,kendi kişiliğinden kaynaklanan nedenleri vardır.Bireyin kişiliğin oluşması bebeklik,çocukluk,gençlik çağlarının toplamından oluşur. Deneyimler davranış modellerini bilinç dışı düzeyde dizayn eder. Nitekim  Freud’a göre insanın doğuştan gelen iki temel dürtüsü vardır; saldırganlık ve cinselllik… Bu iki temel eğilim sosyal bir valık olan insanın toplumda içinde yaşamasını zorlaştırdığı için baskı altına tutulur ve bilinçaltına atılır. Bilinçaltı  her insanda bulunan doğuştan gelen cinsellik ve saldırganlık gibi eğilimlerle bastırılmış duyguların çoşkuların ve bunlarla sıkı sıkıya bağlı düşüncelerin alanıdır. Psikodinamik yaklaşım dil sürçmesi, unutmalar ,hatalar ve buna benzer davranışları bilinçaltındaki isteklerin ifadesi olarak kabul eder.tepkilere bilinçaltı ve üstü anlamlar yükler. Yani Freuda göre sergilenen her davranış modelik aslından yaşadığımız deneyimlerin davranışlarımızdaki yansımasıdır. Bilinçli veya bilnçsiz hepsi… Freud rüya yorumlarınıda benzer şekilde anlatır. Ona göre rüya görülmesi, bilnçaltına atılan duyumnların dışa vurulması şeklinde gerçekleşir. Rüyalarımızda gördüğümüz herşey hafızamızdaki tecrübe imajlarının fotograflanmış halleridir. Sadece adresi belirlenememş benlik imgelemi uykudayken onları zihnimize sahneler neticesinde rüya görmüş oluruz. Freud’a göre kişiliğin id,ego ve süper ego olmak üzere üç önemli bölümü vardır. İd,haz ve tutukuların egemen olduğu ilken yön bir bakıma hayvansı yönüdür insanın. Süper ego,kişinin yaşadığı toplumun değerler sistemiyle oluşan yönüdür. Ego ise akıl ve sağduyunun egemen olduğu intermediate denilen ara bulucu  psikolojik yöndür. Davranışlar bu etkileşim yönünde gerçekleşir. Olayı örneklersek  zannedersem daha anlaşılır olacak. Erkeklik hormonları(androjen) salgılanan her erkek, karşı cinse karşı cinsel duygular besler. Karşı cinsle beraber olma isteği dürtüseldir. Karşı cinse ilgi duyma komutu id tarafından verilir. İşte bu insanın id yönüdür yani isteyen ve arzulayan bölüm, Freudun tabiriyle hayvansı yönüde diyebiliriz. Ne varki insanın içerisinde var olduğu toplumun değer yargıları vardır. Gerçekleştirilecek her eylem toplumun kabul göstereceği türden olmayabilir Bu sebepten devreye Süper ego devreye girer ve ‘ hayır karşı cinsle kafana göre birlikte olman kesinlikle söz konusu olamaz’. Bu komut arzunun şiddeti ve potansiyeli nisbetinde isteyen (id) ile yasaklayan (süper ego) arasında bir çatışmaya sebep olcaktır. Bu çatışma öyle bir boyuta ilerler ki kişilik dağılması ihtimaline karşı hemen Ego harekete geçer. Ve İd’e karşı der ki ‘dur bakalım istemen normal  ama süper egoda haklı toplum normları var o yüzden orta yol olarark –evlen—hem arzuların tatmin olsun hemde toplum tarafından kabul gör idesi ortaya çıkar. Bu yukarda anlattığımız cinsel dürtüye bir örnekti. Birde saldırganlık dürtüsü üzerine örnek verelim. Mesela saldırganlık dürtüsü fazla olan bir erkek çocuğu mahallede sürekli kavga ediyor ama herkes ondan şikayetçi(toplumsal normlara karşı geldi efendi bir çocuk olmak yerine kavgacı bir çocuk oldu ve tepki aldı) Dolayısyla hemen bir box salonuna gider ve iyi bir boksör olur. Hatta oldukça oldukçada başarılı bir boksör olur neticesin de  saldırganlık dürtüsünü akademik ifadesi ile süblime edilir. Kutsallaştırdı ve kabul edilebilir bir kıvam yakaladı. Yani burada İD ile SÜPEREGO çatışmasına Ego orta yol bulmaya çalışıyor sonrasında Savunma Mekanizması( defence mechanism) geliştiriyor. Neticede dürtülerimizin iz düşümü yaşamımızda yankı buluyor. Freud bir nörolog olmasına karşın geliştirdiği kuram her ne kadar da hatıra ve olgulara dayansa da farmakolojik yaklaşımların uzağında kendisine has bir duruşu vardır. İşin güzel tarafı psikolojik anlamıyla her ne sıkıntı yaşarsak yaşayalım psikanaliz yaklaşım asla süreçleri fizyolojik açıdan değerlendirmeye almaz. Bu yüzden insanı keşfetme yönünden değer kazanır.
Psikopatoloji, anormal zihinsel işleyişlerle ilgilenir. Normal ve anormal psikodinamikler önemli derecede birbirleriyle ilişkilidir. Psikodinamik bilgilerin büyük kısmı psikoterapi gören hastaların klinik gözlemlerinden çıkarılmıştır. Raporlaştırılmıştır. Psikodinamik yaklaşımın yöntemi diğer tıp bilimlerin yönteminden çok farklıdır. Sadece davranış gibi ölçülebilir, objektif olarak gözlemlenebilir, bir konuyla ilgilenmesiyle kısmen yakınlaşır. Kişiliğin gelişimi, bireyin içerdiği sübjektif yaşantılarıyla, özellikle duygu ve fantezileriyle ilgilenmesiyle, diğer bilimsel yöntemlerden uzaklaşır. Yaklaşım geçmişe yönelik ve çocukluk yaşantılarımızı tanımlamaya dayanan özellikte olup, deneylerle kontrol edilmesi oldukça güçtür. Psikopatolojide sistemli çalışmalar, Freud’un histerik vakalar üzerine olan çalışmalarıyla başlar. Bilinçdışı olgulara ve çocukluk gelişimine verilen önemle, psikopatoloji büyük ilerlemeler kaydeder. Freud’un saldırganlık ve cinsellik ile biyolojik içgüdülere verdiği önem, insan kişiliğini anlamada temel modern psikolojinin başlangıç noktası oldu. Daha sonraları Freud teorisinde değişiklikler yaparken, diğer psikanalist ve psikoterapistler, ileride yeni değişiklikler getirdiler. Kişiliğin daha akılcı ve bilinçli olan kısmı ego psikolojisine ilgi, Anna Freud ve Heinz Hartmann’ın etkisiyle ve insan ilişkilerindeki sorunlar ve toplumun etkisinin göz önüne alınması ile arttı. Melanie KLEIN erken bebeklikteki, önceleri anne bedeninin bir kısmıyla daha sonra da bir bütün olarak anne ile olan ilişkiler şeklindeki gelişimsel süreci vurguladı. Bütün anlatımlar psikanaliz kuramını geliştirirken değişim ve modifikasyonlar geçirdi.
Neo-Freudianlar, insan kişiliğini bütün olarak işlev gören bir ünite olarak, yaşadığı kültür içindeki ilişkileriyle ele aldılar. Ericson, özellikle ergenlerde kimlik oluşum sürecine önem verdi. Varoluşçu psikologlar hastanın güncel yaşantısını ve içinde yaşadığı dünyadaki var olma şeklini anlamaya önem verdiler.
Psikanalizde Freud’un en önemli idialarından biri rüyaların psikanalitik teorisidir. Rüyaların serbest çağırışım yöntemiyle üzerinde durmakla, represif (bastırılmış) bilinçdışı materyallerin bilince getirileceğini belirtmiştir. Böylelikle rüyaların analizi, bilinçdışına giden yolu araştırdı, raporladı.
“The İnterpretation of Dreams” kitabın yorumlanmasıyla, kendi rüyalarını analiz etmiş ve teorisini formüle etmiştir. Kısaca rüyanın bilinçdışı istek ve implusları, geçmiş günlerde yaşanan olayları materyal olarak kullanarak ifade ettiğini söylemiştir. Ancak bilinçdışı rüyanın içeriği, sansür yoluyla gizlenir, değişikliğe uğrar. Güncel tarzdaki rüyalara dönüşür. Sansür sembolizasyon yoluyla yapılır.  Bu sansürleme kişinin içinde bulunduğu toplumun kültür ve normlarından oluşur. Rüyada görülen bir obje, kendisi olarak değil bir şeyin sembolü olarak vardır. Örnek; bir ev anneyi, merdivene çıkmak veya tepeye ulaşmak cinsel ilişkiyi sembolize eder. Gizli anlam aynı zamanda deplasman (yön değiştirme-bir kişinin patronuna kızıp kapıyı çarpması) yoluyla da gizlenebilir. Rüya görenin saldırgan amacı, rüyada bilinmeyen bir yabancıya yöneltir, o saldırgan olur. Kondansasyon (yoğunlaştırma) rüyada görülen üçüncü bir süreç olur. Birkaç farklı anlamın bir rüya imajında sunulmasıdır. Serbest çağırışım yöntemiyle, görünürdeki rüyanın altında yatan gizli anlam keşfedilir. Freud’a göre rüyalar halüsinatör istek yerine getiricilerdir. Birey uyurken istekleri yerine gelir. Yeni fizyolojik çalışmalarda Freud’un bakış açısını doğrulamaktadır. Herkes rüyasında represe ettiği ve unutulmuş olduğu şeyleri görür ve rüyada, harekette azalma, dış dünyaya farkındalığında azalma artmış ve jetatif sinir sistemi aktivitesi ve rüyanın içeriğine bağlı olarak cinsel uyarım eşlik eder. Günümüzde bireyin uyku halinde iken kanda salgılanan androjen ve estrojen hormonu konuya eleştiri getirmiştir. Yinede zihin vücut kimyası nisbetinde kurgulama gerçekleştirmesi kaçınılmazdır. Uyku esnasında yapılan EEG çalışmaları bireyi düzenli aralıklarla hızlı göz hareketleri şeklinde rüya görülen uyku yaşadığı (REM) görülmüştür. Bu safha yaklaşık olarak her gece 90 dakikada bir olmak üzere her gece birkaç kez tekrarlanır. Bir yetişkinin uykusunun % 20’sini teşkil eder. Eğer birey bu fazda uyandırılırsa rüyasını canlı bir şekilde anımsar. Eğer bu durum sonrasında uyandırılırsa rüyanın büyük kısmı unutulmuş olur. Deri direnci ve kas tonunda yapılan ölçümler REM sırasında canlılığın azaldığı ve yaygın motor parelizi (hareketlerde felç durumu katatoni) olduğu şeklindedir ve bunula erkeklerde cinsel motivasyon belirtileri gözlemlenir. Freud’un rüyalar istek getiricilerdir şeklindeki bakış açısı, bireyin çatışmaları ve bunları çözme deneyimlerine ilişkin şeklinde değişime uğramak zorundadır. Görünümdeki rüyanın anlamını anlamak, altında yatan gizli anlamı anlamaksızın da mümkün olabilir. Sembolizm, diğer insanın zihinsel işleyişleri gibi rüyalarında da çok önemli rol oynamakla birlikte, bir sembol her birinin geçmiş ve şimdiki yaşantıları ve ait olduğu kültüre göre bir çok farklı anlam taşır. İnsanların duygu, düşünce, algılama, tutum ve davranış bakımından farklılığı, onların kişiliğini belirler. Mizacı biricikliğin ürünü olmaktadır. Kişilik, her bir insan için az çok değişmezliği bulunan, duygu, düşünce, algılama, tutum ve davranış kalıplarının o kişi için olan bütünlüğün adıdır.
Kişi toplum içinde ve küçük gruplarda yaşar. Bu çevre değişik ilişkileri, etkileşimleri ve koşulları getirir. Bir kimse bu etkenlere bağlı olarak kişiliğin çeşitli yönleri açısından başka zamanlarınkinden farklılık gösterebilirse, bu, onun kişiliğinin değiştiğinin kanıtı değildir. Bu kişiliğin o zamana kadar bilinmeyen bir yanından kaynaklanmış davranıştır.
Bazı araştırıcılar kişilik özelliklerini kutuplaştırarak içe-dışa dönüklük diğer bazıları kişilik yapılarının sınıflandırılmasıyla, daha başkaları kişilik kalıplarını oluşturan kişilik özelliklerini neden bu kalıplar içinde daima bulundurdukları sorusu ile diğerleri kişiliğin belirleyicilerinin hangi etkenler olduğu sorusu üzerinde durmuşlardır. Kişiliğin aile içi erken yaşantılardan nasıl etkilendiğinin, biçimlendiğinin ve iç dinamiğiyle nasıl işlev yaptığını ele ilk görüş psikanalitik kuramdır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir